İslam Akidesi
  ŞİA VE İRAN DEVRİMİ
 

TEVHİD AKİDESİ AÇISINDAN ŞİA VE İRAN DEVRİMİ
Bismi'l-lahi'r-Rahmani'r-Rahim

Yerleri ve gökleri altı günde yaratan,sonra da arşa istiva eden,bize rızkımızı veren, insanların arasındaki ihtilafı çözmek içinKitabı ve sünneti indiren Allah'a hamdolsun;Rasulü Ekrem(sav)'e, aline ve ashabına selam olsun.

Tağutlann bütün dünyayı istila ettiği,gerçek alimlerin kaybolduğu,İslam adına cahil belamların fenalar verdiği günümüzde insanlar yollarını şaşırmış bir durumdadırlar;neyin hak neyin batıl olduğunu bilemez haldedirler.Böylesine ideolojik ve dinsel karmaşanın ve kafa karışıklığının hüküm sürdüğü bir ortamda bir takım insanlar îslam adına bir takım kişilerin peşine takılmış vaziyettedirler. Bu kişilerin nasıl insanlar okluklarını ve nasıl bir akideye mensup olduklarını iyice araştırmadan bu şahıs,kuruluş ve devletlere bağlanmaktadırlar.Bu yargımızdan tevhidi düşündüğünü;hizbullahi çizgide olduğunu iddia eden bir takım insanlar da müstesna değildir. Bu fikri daha da açık ifade etmek gerekirse günümüzde kendilerine hizbullahi müslüman adını veren bir takım şahıslar İran devrimini ve onun lideri Humeyni yi ve devrimin teorisyenleri olan Şeriatı, Mutahharri,Tabatabai,Beheşti gibi şahıslan sevmekte ve onları yüceltmektedirler.Halbuki bu destekledikleri şahısların tevhidi açıdan nasıl bir akideye sahip olduklarını araştırmış değillerdir.Halbuki Nebi(sav):"Sizden biri kiminle dostluk bağı kurduğuna dikkat etsin.Zira kişi dostunun dini üzeredir." demiştir.1 Bir kişi sevdiği,bağlandığı şahısların nasıl bir akide üzerinde olduğunu çok iyi bilmelidir.Çünkü Nebi(sav):"Kişi sevdiği ile beraberdir.2 ve "Kişi sevdiği de beraber haşrolunur"3 buyurmuşlardır.
Öyleyse buyrun araştıralım! Şu andaki İran yöneticilerinin nasıl bir akide ve yaşantı üzerinde olduklarını yakinen görelim!Ve İran devriminin talihinden itibaren buna başlayalım:
1-İran devriminin yetkilileri ve onların Türkiye'deki yandaşları devrimin tarihini yüz sene önceki tütün direnişine kadar dayandırmaktadırlar. 1890'da yönetimin yabancı ülkelere verdiği tütün ayrıcalığını kaldırmak için gösteriler başlamış ve mollalar 'tütün içmek haramdır' diye fetva vermişlerdir, ve bu ayrıcalık kaldırılınca bu fetvayı geri çekip tütünün helal olduğunu söylemişlerdir. Bir kere şunu sormalıyız:İslam dini bu kadar ciddiyyetsiz bir din midir?Bugün haram olan şey yarın helal olurmu?Bu kadar kaypaklık,çifte standart olur mu?
" Diliniz yalana alışmış olduğu için şu haramdır şu helaldir demeyin,zira Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Allah a karşı yalan uyduranlar ise saadete erişmezler. 4 Tütün içmek ya haramdır - ki bize göre öyledir - ya da helaldir.Bundan gerisi dini birer oyuncak ve siyasi çıkarlara alet etmektir.

2-İran devrimi 1979'da başarıya ulaştığında Şeriat yönetimine geçilip geçilmemesi hususunda halkoylaması yapılmış ve halkın büyük çoğunluğunun yem yönetimi kabul etmesi üzerine 1 Nisan 1979'da devletin adı İslam Cumhuriyeti olmuştur.
Bir kere yasama/hüküm verme yetkisi halka değil Allah'a aittir ve 'İhtilafa düştüğünüz şeylerde hüküm vermek Allah'a mahsustur."5
İslam'ın hükmünün açık olduğu bir noktada halkoylamasına başvurmak halka kanun koyma yetkisi vermek olur ki:bu apaçık şirktir. Devlet sisteminin İslam'a dayanması Allah in açık bir emridir. Bu konuda referandum yapmak 'Ey Halk Allah îslam devleti kurmayı emrediyor fakat O'-nun emretmesi yetmez bir de sizin görüşünüzü alalım. Siz de kabul ederseniz İslam devleti. kurulur.kabul etmezseniz kurulmaz 6 demek manasına gelir ki bu apaçık bir küfurdür.Bu kurulan devletin de 'hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir1 diyen parlementer demokratik bir sistemden farkı yoktur

3-Devrim olduktan sonra da İran'ın Birleşmiş Milletler adı verilen tağuti kuruluştan çıkması gerekirken bu kuruluşun bir üyesi olmaya devam ettiler.Fakat müslüman bir devlet BM ye asla üye olamaz.Çünkü BM tamamen İslam dışı kanunlarla ayakta duran bir kuruluştur ve bu teşkilata üye olan herkes bu teşkilatın kurallarına uymaya dair resmi bir ahit vererek bu teşkilata girmektedir.Bu teşkilatın beş tane ilahı (veto hakkına sahip devleti) vardır:İngiltere.Çin,Rusya.ABD ve Fransa.Diğer bütün devletler bir karara varsa fakat bu beş tağut bunu onaylamazsa karar geçersizdir. İran ve Sudan da bu veto hakkını kabul eden devletler arasındadır. Ve bu BM teşkilatındaki devletler arası ihtilafların çözüm mercii Lahey Adalet Divanıdır.İran da dahil bütün devletler başka bir ülkeyle olan ihtilaflarını bu mahkemeye arzetmektedirler.Halbuki Kitab Ve Sünnet dışında herhangi bir şeyi hakem edinmek ve şeriat mahkemesi hariç herhangi şeye muhakeme olmak tağuta ibadettir. Bunu yapanlar namazda kılsalar,oruç da tutsalar, hacca da gitseler hatta İslam uğrunda canlarını da verseler yine de kafir ve müşrik olmaktan kurtulamazlar.
"Sana ve senden önce indirilenlere iman ettiğini iddia edenleri görmedin mi?Tağutun önünde muhakemeleşmek istiyorlar.Oysa onu reddetmekle emrolunmuşlardı...7 "Allah kitabı açık açık indirmişken O"ndan başka bir hakem mi arayayım?" 8

4-Müslüman bir devlet dış politikasında şahsiyetli davranmalıdır,kafir ülkeleri dost edinmemelidir:
Mü'minler,mü'minleri bırakıp da kafirleri dost edinmesinler;kim böyle yaparsa Allah la bir bağı yoktur. Ancak onlardan sakınmanız, müstesna..." 9
Ey iman edenler!Yahudi ve hristiyanları dost edinmeyin,sizden kim onları dost edinirse o da onlardandır,"10
İrancılar bu ayetten ileri sürerek münafık Suud rejimini tekfir etmeyi gayet iyi biliyorlar.peki aynı şeyleri İran yapmıyor mu?Türkiye gibi bir takım kafir ülkelere gidip 'Biz sizin dost ve kardeş ülkenizi demiyorlar mı? Efendim.o lafı söyleseler de takiyye olarak yapıyorlar' gibi sözler de geçersizdir.Bir devletin başka bir devleti dost edindiğini zahiri söz ve fiillerinden anlayamaya-caksak başka nereden anlayacağız?Yoksa Suud yöneticilerine de "Niye ABD ve İsrail'i dost ediniyorsunuz,kutsal toprakları kafirlere çiğnetiyorsunuz?'"' deseniz;Biz onları sadece zahiren dost ve müttefik ediniyoruz,yoksa kalbimiz onlara karşı kin ve nefretle doludur diyeceklerdir.İslam zahire göre hükmeder.lütfen çifte standarta düşmeyin.

5-Kafirlerin bayraklarına saygı göstermek,ta'zimde bulunmak asmak, onların ulusal marşlarını hürmet göstererek dinlemek küfürdür. Çünkü bu onları dost edinmek ve saygı göstermek manasına gelir.Halbuki İran temsilcileri TC gibi müşrik ülkelere geldiklerinde proto-kol icabı karşılıklı bayraklar selamlamakta ve marşlar çalınmaktadır.Bunlar geçtiğimiz senelerde
Suud yöneticilerinin TC marşı karşısında gösterdiği tavır kadar bile şahsiyetli olamıyorlar." Hatta bu konuda sahabenin çoğunluğuna göre takiyye ve ikrah bile geçerli değildir. İbni Abbas şöyle demiştir.Takiyye kalbin imanla dolu olması şartıyla dille küfür veya haram olan bir sözü söylemekten ibarettir.Fakat elle Öldürme fiili yapılmasın,küfür veya haram amel işlenmesin. Bu konuda mazeret yoktur.""11
İbni Ebi Aliye(ra)şöyle demiştir:Takiyye ancak dil ile olur; amel ile olmaz," 12

11-İslam'a göre Kur'an -Allah'ın koruması altındadır ve asla tahrif edilemez:
'"Şüphesiz Kur 'an 'I biz indirdik ve onu biz koruyacağız. " (Hicr: 9)
Bu konu gayet açıktır ve her kim Kur'an'da bir eksiklik veya fazlalık olduğunu iddia ederse hatta Kur'an'ın bir harfini dahi inkar ederse kafirdir.Bu konu gayet açık olmasına rağmen şii ulema bu konuda ihtilaf etti. Gerçi çoğu Kuranın değişmediğine inansa da Kuleyni,Tabersi ve Şeyh Sadak başta olmak üzere bir kısmı da Kur"an in tahrif edildiğini İleri sürdü.Fakat işin ilginç tarafı diğer şiilerin bu şahıslan tekfir edip dışlamaları gerekirken onlara büyük saygı gösteriyorlar. mezarlarını ziyaret ediyorlar ve kitaplarını baştacı ediyorlar.Bu ise şiilerin bu meseleyi imanın temel meselelerinden değil de ihtilafa medar olabilecek feri bir mesele olarak gördüklerini gösterir. Bu konudaki rivayetlerden bazıları ise şunlardır:
Ravi dedi ki:Fatıma mushafi nedir?" Cafer es-Sadık(as) buyurdu:"^ Fatımanın mushafi bir Kur 'an 'dır,bir mushaftır. O sizin Kur an ınızın üç mislidir. Allah a yemin olsun ki onda sizin Kur'an'ınızdan bir harf yoktur."20
Cafer es-Sadık(as) buyurdu:Cebrail Muhammede şöyle bir ayet getirdi:*Eğer kulumuz Ali hakkında bir şüpheniz varsa;onun benzeri olan bir sure getirin.' "*ı Cafer es-Sadık(as) buyurdu ki:"Mehdi kıyam edince Allah 'in kitabını asli sureti çinde okur ve Ali 'nin yazdığı Kur an 'i ortaya çıkarır. 22
12-Biz biliyoruz ki: Türkiye'deki irancıların bir kısmı bu sapık itikatlara inanmıyorlar ve İran'ın tevhidi çizgi de bir İslam devleti okluğunu sanıyorlar:Halbuki ne Ali Şeriatı'nin ne Mutaharri'nin ne de Humeyni'nin kitaplarında doğru düzgün tevhidden, şirkten, imandan ve küfürden bahsedilmez.Bahsetseler bile işin sadece siyasi yönünü - o da dar bir çerçevede ve teorik bir tarzda bahsedilmektedir - anlatmaktadırlar.Örneğin Türkiye'deki irancıların çoğu particileri Tekfir ediyorlar fakat aynı particiliği - İran'ın maddi destek verdiği - Lübnan'daki Hizbullah isimli hareket yapınca seslerini kesiyorlar.Halbuki parlamenter demokratik sistem içerisinde yapılan her türlü particilik küfurdur. Demokrasi küfür ise demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan particilik de kufurdur. Çünkü İslam'da yasama/teşri' yetkisi sadece Allah'ındır: "...O'nun hükümde ortağı yoktur.23
Bir kişi demokratik düzenin *Daru'n-Nedve' olan yasama meclislerine girdiği an - isterse İsla m'a aykırı bir kanun ihdas etmesin - şirke girer.Çünkü o kişi yasama yetkisinin Allah"tan alınıp bir parlementoya devredildiği ortamda halk tarafından kanun yapmak için seçilir;bu ise kanun koyma yetkisinin millete ait olduğunu zımmen de olsa tasdik etmek ve meşrulaştırmaktadır.Bunu yapanlar ancak şeytanın hizbi olabilir.
Kısacası İran yöneticileri ve onları sevenler onbir açıdan küfre düşmüşlerdir:
1-Şeriata geçme hususunda referandum yaptıkları için,
2-BM'ye üye olup lahey Adalet Divanını hakem kabul ettikleri için,
3-Kafîr ve müşrik ülkeleri dost ve kardeş edindikleri için,
4- Kafir devletlerin bayraklarına ve marşlarına ta'zimde bulundukları için,
5- Müşrik bir takım ülkeleri milletleri tekfir etmedikleri için.
6-Vahdet-i vücudcuları ve tasavvufçuları savunup sevdikleri için.
7-Ölülerden yardım dilemeyi caiz gördükleri veya böyle düşünenleri tekfir etmedikleri için, 8-On iki imamın gaybı bildiklerine inandıkları için,
9-Allah "in fikir değiştirdiğine inandıkları için,
10-Kur'an'ın tahrif edildiğini söyleyenleri müslüman görüp tekfir etmedikleri ve hürmet gös terdikleri için,
11-Tağuti sistemin hiziblerine destek verdikleri için.
Bu listeyi daha da çoğaltmak mümkündür.Kaklı ki bunlar sadece küfre düşüren noktalarda-.Diğer bidat, sapıklık ve hurafelerini sıralayacak olsak saymakla bitmez.
Şunu belirtelim ki bunu yazmaktaki amacımız İran'in şahsında İslam düşmanlığı yapanların ekmeğine yağ sürmek değildir. Sadece islam için çalışan bir takım samimi insanları yanlış fikirler den ve davranışlardan korum aktır.
İran düşüncesini savunanlar inşaallah Allah'ın azabı gelmeden önce tevbe edreler ve yeryüzünde İslam'ın uygulandığı bir toprak parçası olmadığının şuurunda olarak yepyeni bir akideye yepyeni bir mücadeleye atılırlar. Allah bizi Nebinin, ashabının ve selef-i salihinin yolundan ayırmasın...

Dipnotlar:
1 Ebu Davut Tirmızi Ahmed
2 Buhari,Müslim
3 Taberani
4 Nahl 116
5 Şura 10
6 Ahzab 36 mealine bakılabilir
7 Nisa' 60
8 En'am 114
9 Hatta Körfez Savaşında İran ABD ile Irak arasında BM'nin hakemlik yapmasını istemiş ;başta Yeryüzü dergisi
ve Mehmed Sümbül olmak üzere birçok İran taraftan buna itiraz etmiştir.
10Aliîmran28
~ Geçtiğimiz senelerde bir toplantıda Suudi Arabistan yetkilileri istiklal Marşı çalındığı zaman ayağa kalkmamışlârdı ve bu olay basında günlerce işlenmişti.
11 İbni Cerir.İbni Münzir.Beyhaki
12 İbni Cerir,İbni Ebi Hatem
13Maide 44
14 Fakat müşrik halk yığınlarına gösterilen bu hoşgörü muvahhid müslümanlardan esirgenmektedir ve müslümanlar "vehhabi," 'tekfireci", "yobaz". "amerikan uşağı" diye damgalanmaktadır.
15 Vahdet-i Vücud: Varlığın birliği demektir ki dünyada Allah'tan başka varlık olmadığını;bütün varlıkların Allah'in bir parçası olduğunu ifade eder.Bu ise apaçık bir küfürdür.Çünkü "Allah'ın benzeri olan hiçbir varlık yoktur." (Şura 11)
Humeyni Gorbaçov'a yazdığı mektupta ibni Arabi'nin kitaplarını, Ali Şeriati oğluna yazdığı vasiyet namesinde Celaleddin-i Rumi'nin kitaplarını tavsiye ediyorlar. Beheşti ve Mutaharri gibi şahısların kitaplarında benzer ifadelere rastlamak mümkündür.
Humeyni'nin İlahi Aşk gibi tasavvufi kitaplarına bakılabilir.Ayrıca bkz iran İzlenimleri s,57 Objektif Yay. "
16 Cin: 26
17 el-Kafİ,K.ur"an'ın tahrif edildiğini ileri süren Kuleyni'nin yazdığı bir hadis kitabıdır ve Şia'nın en fazla itibar ettiği rivayetler bukitapta yer alır. el-Kafi e 2 B.8 (Aynı manada üç rivayet daha vardır)
18 el-Kafi c.2 s.3iNot:el-Kafi'nin 2.cildinin 1.bölümünün başlığı aynen şöyledir:İmamlar ne zaman öleceklerini bilirler ve ancak kendi istekleri İle ölürler. >
19 el-Kafi c.2 s. 10 d-Kafic.ls492
"Tabersinin bu konuda Faslu'l-Hitab fi İsbati Tahrifi Kitabi rabbi'l Erbab (Allah'ın kitabının tahrif olduğunu isbat hususunda tafsilatlı hitap) adlı kitabı yayınlanmıştır.Tabersi adlı şahıs Humeyni tarafindan da * merhum ' olarak anılmakta dır. (et-Tatarruf ve' 1-itidal kitabına bakınız.)
20 el-Kafi cls.45
21 el-Kafi c, 1 s.417 (417 ve 418 no'lu şayialarda buna benzer üç uydurma ayet daha vardır.)
22 el-Kafi c.2 s633
23 Kehf 26 






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:
 
  Toplam 133346 ziyaretçikişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
islamakidesi.tr.gg