İslam Akidesi
  CAMİ İMAMLARININ ARKASINDA NAMAZ KILMA MESELESİ
 
 TAĞUTUN MEMURLARININ ARKASINDA NAMAZ KILMAK - kılabilmek

                                                                  





TAĞUTUN MEMURLARININ ARKASINDA NAMAZ KILMAK

“Onlar (o müminlerdir) ki, eğer kendilerini yeryüzünde iktidar mevkiine getirirsek namazı kılarlar, zekatı verirler, iyiliği emrederler ve fenalığı yasak ederler. Bütün işlerin sonucu Allah'a âittir.( Hacc41)

"Hep allah’a dönüp itaat ediniz , Ondan korkunuz ve namazı kılınız da müşriklerden olmayınız.” (Rum 31)

“Onlar cennettedirler, sorup dururlar. Suçluların durumunu."Nedir sizi Sekar'a sokan?" diye. Suçlular der ki: "Biz namaz kılanlardan değildik." "Yoksula da yedirmezdik." "Boş şeylere dalanlarla dalar giderdik." "Ceza gününü yalanlardık.""Nihayet bize ölüm gelip çattı." Artık onlara şefaatçilerin şefaatı fayda vermez.”(Müddesir 40-48)

“Eğer tevbe ederler, namazı kılarlar, zekatı verirlerse dinde kardeşleriniz olurlar. Biz âyetleri, bilen bir kavme açıklarız.” (Tevbe 11)

"Sizin asıl dostunuz Allah'tır, O'nun Resulüdür ve namazlarını kılan zekatlarını veren ve rükû eden müminlerdir.(Maide 55)

Cabir (r.a.) rasulullah (s.a.v.) den şöyle işittiğini söyledi: “Şüphesiz ki kişi ile şirk ve küfr arasındaki şey namazın terkidir. “ buyurdu.(Müslim 82, Ebu Davud 4678, Tirmizi 2619,Nesei 465 , İbn Mace 1078)

Büreyde (r.a.) şöyle dedi: Rasulullah (s.a.v) :”Bizlerle onlar arasındaki ahd (onlarla savaşmamıza engel olan anlaşma) namazdır.Kim namazı terk ederse kafir olur” buyurdu. (Tirmizi 2623 , nesei 231 , ibn Mace 1079 , Müsned 5 /346)

"Allah'ın en çok sevdiği yerler mescidlerdir. Allah'ın en fazla nefret ettiği yerler de çarşı ve pazarlardır." (Müslim, Mesâcid 288, hadis no: 671)

Cenâb-ı Hak, ilk mescidi “evim” (2/Bakara, 125; 22/Hacc, 26) ve “bu beytin Rabbi” (106/Kureyş, 3) ifadeleriyle yüceltmiştir. Bundan dolayı Kâ’be’ye “Beytullah” denilmiştir. Mâbed veya mâbedlerin bulunduğu yerler için “beytullah” ve benzeri ifadelere Ahd-i Atîk’te de rastlanır. Hz. Peygamber, bu ifadeyi diğer mescidler için de kullanmıştır (Ebû Dâvud, Vitir 14; İbn Mâce, Mukaddime 17).
Ancak, Rasûl-i Ekrem Mescid-i Harâm, Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Aksâ’ya özel bir değer atfetmiş, buralarda yapılan ibâdetin diğer mescidlerde yapılandan çok daha fazîletli olduğunu söylemiştir (Müslim, Hac 250).

Bunların dışında Hz. Peygamber’in içinde ibâdet etmeyi en çok sevdiği mescid, İslâm’da ilk mescid olan Mescid-i Kubâ’dır. Kendisi her Cumartesi burayı ziyaret ederdi. Rasûl-i Ekrem, şeytandan Allah'a sığınarak ve rahmet kapılarının açılmasını dileyerek mescidlere sağ ayağı ile girer ve Allah’ın lütfunu temennî ederek çıkardı (İbn Mâce, Mesâcid 13).
Mescide girdiğinde iki rekât “tahiyyetü’l-mescid” namazı kılardı (Buhârî, Salât 60).
"Namaz için ezan okunduğu zaman, şeytan oradan sesli sesli yellenerek uzaklaşır, ezanı duyamayacağı yere kadar kaçar. Ezan bitince geri gelir. İkamete başlanınca yine uzaklaşır, ikamet bitince geri dönüp kişi ile kalbinin arasına girer ve "şunu hatırla" , "bunu düşün" diye insanın aklında daha önce hiç olmayan şeylerle vesvese verir. Öyle ki (buna kapılan) kişi kaç rekât kıldığını bilemeyecek hale gelir." (Buhârî, Ezan 4, Amel fi's-Salât 18, Sehv 6; Müslim, Salât 19, Mesâcid 89; Ebû Dâvud, Salât 31; Nesâî, Ezan 30; Muvattâ, Nidâ 6; Kütüb-i SitteTercümesi, 8/ 320)


_ Bazı kimseler için (miras Müslümanları) tuhaf ve gereksiz bir meseledir bu. Diyanet teşkilatı ,yaşadığımız ülkedeki insanlara İslam’ı hakiki manada anlatmayı amaçlayan bir teşkilat olsaydı , elbette böyle bir konu olmazdı bizim için.
Şurası muhakkak ki , diyanet teşkilatının kuruluş amacı ,İslam dininin apaçık bir şekilde anlatmak değil, bu ilahi dini resmi ideolojinin küfür nizamlarına göre ifade etmek , barıştırmak için vardır.
Nitekim diyanet çizgisinde faaliyet gösteren pek çok cami, resmi ideolojinin kontolünde olup ,İslam’ın değil, boynundan bağlı olduğu firavuni tağutların ağızlarının içerisine bakmaktadır.Böylece küfür sistemi içerisinde dünyevi ihtiraslarından dolayı “imamet”gibi kutsal bir vazifeyi “bel’am”lık gibi kepazeliğe çevirmişlerdir. İslam dini, Allah’ın hükümlerini reddeden beşeri ideolojiler ile pek çok konuda açık bir çatışma içerisindedir.Allah’ın haram dediğine helal , helal dediğine haram diyebilen resmi ideoloji ve yetkilileri , siyasi manevra gereği İslam ile barışık olduklarını ileri sürseler de , İslam böylesi müstekbirlerle ve kurumlarla barışık değildir.
Toplumun dini inançlarını kontrolleri altında tutabilmek ve izin verdiği ve istediği şekilde dinin uygulanmasına ve öğretilmesine çalışılmak için kurulmuştur.İslam adına resmi ideolojinin maslahatını gözeten , İslam’ın değil , resmi ideoloji ile çelişmekten sakınan bu misyon , bu anlayışı ve uygulamasıyla hiç kuşkusuz ki bu çizgisiyle İslam’a ihanet eden bir misyondur.

                      


Diyanet ya da işlevi itibariyle hıyanet teşkilatı , laikliği temel ilke olarak benimsedikten sonra, iftarı üzümle mi, yoksa hurma ile mi açılmasının daha eftal olduğunu tartışabilecek kadar lüzumsuz konuları tatışabilirken (!) , ancak İslam’ın toplum ve yönetimle ilgili pek çok hükmünü kesinlikle gündeme getirmeyen bu teşkilat , bazı toplumsal hükümleri resmi ideolojinin çıkarlarına uygun bir yorumla gündeme getirmektedir.
Mesela yıllardır Türkiye’de bir başörütüsü sorunu vardır. Bu sebepten dolayı pek çok başörtülü hanımefendi okullarından ve görevlerinden atılmış ya da ayrılmak zorunda kalmıştır. Bu sorun dönemin Hıyanet işleri başkanı Mehmet Nuri Yılmaz‘a sorulduğunda ise ,başörtüsü sorunu bizi ilgilendiren bir mesele değil, resmi ideolojinin meselesidir, bizi siyasete çekmeyiniz gibi ne dediğini bilmez , tutarsız, alakasız, saçma sapan harf yığını ağzından klozete dökülmüştür!
Yine aynı başkan , ramazanda sahurda içki içip oruç tutmaya cevaz vererek ; hadis-i şerif’lerde iğreti saç (peruk) takmanın haram olmasına rağmen tesettürlü hanımlara :”başınızı açın , peruk takın okuyun ,”Y.Ö.K.” ile sorun çıkartmayın” diyecek kadar soysuzlaşmıştır. Şimdi geliniz de bu bel’amların arkasında ya da ondan icazet alan imamların arkasında “uydum bu kıldırgaça“ diyerek namaz kılın, sonra da "bana ne ondan, ben namaz kıldım çıktım , imam kötüyse , yanlışsa beni ilgilendirmez benim namazım sahihtir "de.
Bu aynen abdestsiz bir imamın arkasında namaz kılan abdestli kimsenin haline benzer. Benim abdestim vardı. Benim namazım geçerlidir. Bu iddialarında ne kadar isabetli iseler o kadar dine yakındırlar.
Bu ifadelerimiz karşısında bazı kimseler “efendim, bu kimseler kelime-i şehadeti söylüyorlar ! Bunu inanarak mı yoksa inanmadan mı söylediklerini araştırmak bizim görevimiz değildir. Çünkü kalplerde olanı ancak Allah bilir.Biz kalplerde olanı araştırmakla görevli değiliz” derler. Doğrudur, kalplerde olanı araştırmak sizin göreviniz değildir. Sizin göreviniz meselenin kalbi yönünü değil, ilmi yönünü dikkate almanızdır. Sizin göreviniz inanarak mı ,yoksa inanmadan mı söylediklerini dikkate almak değil , bu kutsal ifadenin gerçek manasını bilerek mi yoksa bilmeden mi söylediklerini dikkate almaktır.

Camilerde imamlık yapma meselesi hiç kuşkusuz sadece diyanet ile bağlantılı inceleyeceğimiz bir mesele değildir. Çünkü yaşadığımız ülkenin pek çok bölgesindeki cami ve mescidlerde ,diyanet teşkilatına bağlı olmadan bu görevi yapan kimseler vardır.Bu kimselere göre düşündüğümüz zaman , bu imamların arasında tevhidi düşünen ve insanları apaçık bir İslam’a davet eden müslümanlar bulunmaktadır. Bu imamlar özel günlerde (Cuma ve bayram gibi ) hutbeleri İslam’a göre hazırlayıp müminlere hakkı anlatırlar. Elbette ki bu imamların arkasında namaz kılabiliriz.

Diyanet teşkilatına bağlı olarak imamlık yapan kimseler ise iki ayrı statüde ele almamız gerekmektedir. Çünkü bunlardan bazıları, hem diyanet teşkilatına bağlı olan ve hem de diyanetin resmi misyonunu benimseyen kimselerdir.
İslam dinini resmi laik ideolojiye göre algılayan ve yorumlayan ve bu şekilde cemaate vaaz veren,Cuma’larda laik devletin bayramlarını kutlatıp ,Allah’ın ahkamını yürürlükten kaldırıp kafir batının kanunlarını uygulatarak helali haram, haramı helal yapan tağutlara ve onun yılmaz bekçilerine dualar ederek hutbe okuyan, inancında , din erozyonuna uğramış gönüllü bel’amların arkasında namaz kılmamız tabiki söz konusu olamaz.Çünkü rabbe kullukla ilgili en önemli amelimiz olan namaz, İslami şuurdan yoksun, tevhid fukarası, rızık budalası ,makam soytarısı , şarlatan kimselere emanet edebileceğimiz bir amel değildir.

Müminleri ilgilendiren çok önemli olaylar ertesinde hiç alakası olmayan konuları hutbede okuyarak insanların beyinlerini büzme görevini ifa ederler.Hutbelerin konusu ise şöyledir: “Ormanı sev yeşili koru, vergi mukaddestir, milliyetçilik ve önemi, kurtuluş savaşımız ve M. Kemal Atatürk, fitre-zekât ve kurban derilerini Diyanet vakfına veriniz, devlete karşı vatandaşlık görevlerimiz, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vs.“ dikkat edecek olursanız bu hutbelerin birçoğunun başlığı mü’minleri küfre düşürecek kavramlardır
Son Hilâfet Devleti’nin yıkılışını, Halife’sinin sürgüne gönderilmesini, Allah’ın hükümlerinin yürürlükten kaldırılıp, beşerî kanunların yürürlüğe girdiği tarihi ulusal egemenlik bayramı adı altında (cumhuriyet bayr.), sanki bir dinî vecibeymiş gibi tüm camilerde onun adına hutbe okunur.İşte bu zihniyette sahip imamların (kişilerin) arkasında namaz kılınamaz.Tıpkı abdestsiz imamın arkasında ,abdestli cemaatin namazının geçerli olamayacağı gibi!
Özellikle farz olan beş vakit namaza önem vermeyerek ,sadece Cuma ,Bayram ve teravih namazlarında bir araya gelmeye çalışan yığınlar için burada cemaat konusunda iki satır yer işgali bile israftır!
Herhangi bir İslâm toprağı, kafirlerin veya mürtedlerin istilâsı altına düşerse, cihad her mü'min üzerine farz-ı ayn olur. Müstevli kafirlerin tayinleri (Velev ki tayin ettikleri kimse müslüman bile olsa) meşrû sayılmaz. Hele hele mescid imamı ve kadı tayinleri hileli birer tuzaktır. Dolayısıyla istilaya muhatab olan (Allahû Teâla (cc) muhafaza buyursun) mü'minler; kendi içlerinden imam ve kadı seçmek zorundadırlar.
Şimdi bir misal verelim: 1979 yılında Sovyet-Rusya Afganistan İslâm topraklarını istila etti. İstilayı gizleyebilmek için de, kendi adamlarından birisini işbaşına getirdi. Şimdi bu komünistin tayin ettiği Mescid imamları'nın arkasında kılınan namaz, cemaatle kılınan namaz hükmünde değildir. Bu gibi hallerde mü'minler; kendi aralarından imam seçerek cemaat haline gelebilirler. Esasen bu onların üzerine vacibtir.Bu durum hırıstiyan olan Rus yapınca oluyorsa , dinden bihaberim diyen laik yapınca da aynı hüküm geçerlidir. Çünkü küfür tek millettir.
Diyanet teşkilatına bağlı olarak görev yapmalarına rağmen karşılaştıkları tevhidi gerçekleri kabul ederek diyaneti ve diyanet misyonunu meşru görmeyen , İslam’ı Kur’an-ı Kerim’e göre algılayan ve yorumlayan ve geçim kaygısından, sürülme endişesinden uzak olan , insanlara Allah’ın dinini tevhid esaslı tebliğ edebilme amacıyla görevi sürdüren, Allah’(c.c).un esma-ül hüsna’sındaki isimlerini ve manalarını; kişilere , kurumlara , tağutlara vermeyen ,sadece Allah’a halis kılan , er Rezzak , el Hakim gibi isimleri ve manalarını ; laik ve tağuti devlete ve parlamentoya vermeyen imamların arkasında namaz kılınabilir. Bu gerçekleri insanlara anlattığımızda hemen şu tepkiyi verebilirler: “Biz cemaate katılmanın çok önemli olduğunu biliyoruz, bizi cemaatten uzaklaştırmak mı istiyorsun? Ben günahı hocaya yüklüyorum, vebali hocaya ait , bana ne “ gibi seviyesiz mesnedsiz hezeyanlar ile durumlarını kurtarmaya çalışırlar. Fakat bu savunmaların ilmi bir geçerliliği yoktur.Çünkü cemaat ayrı cema’dat (cansız varlıklar) ayrı şeylerdir.
Birbirine zıt partici görüşü olan yığınların ,şeriatçıyım diyemeyen imam ve cemaatın ,İslam’ın istediği cemaat olmadığı , aksine küfür devletlerinin istediği ve teşvik ettiği cemaatler olduğu aşikardır.

Birde şu görüş vardır : " Fasığın arkasında namaz kılınır "
Evet Fasığın arkasında namaz kılınır ama bu ilmihaldeki fasıktır . Yani ameli fasıklık hakkında söylenmiş bir sözdür. Ya itikatteki fasıklık ? İtikatteki fasıklığın ve Fasıkların hakkında Rabbimin buyurduklarından bir kaçı :

9-TEVBE 53-
O münafıklara şunu da de ki; gerek isteyerek, gerek istemeyerek infak edip durun. O infak ettikleriniz sizden hiçbir zaman kabul edilmeyecektir. Çünkü siz fasık bir kavimsiniz.

9-TEVBE 84-
Ve onlardan biri ölürse asla namazını kılma ve kabirinin başına gidip durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü tanımadılar. Ve fasık olarak can verdiler

32- SECDE 20-
Ama fâsıklık etmiş olanların barınakları ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya geri çevrilirler ve kendilerine: "Haydi tadın o ateşin yalanlayıp durduğunuz azabını!" denir


İtikatte (fıkıh) fasık olan cehennemlik kafir , müşrik ve münafıklardır . (KILINMAZ)


Amelde (ilmihal) fasık açıktan günah işleyen günahkar müslümandır . ( KILINAN NAMAZ GEÇERLİDİR - FASIK OLMAYAN KİŞİ VARSA O İMAM YAPILMALI , TEBLİĞ VE TAVIR OLARAK FASIĞA İMAMLIK VERİLMEMELİ )

Yine amelde fasık imamlar için şunlar söylenmiştir :
Fasık olan imamların arkasında namaz kılmamalı, başka camide kılmalı. (Redd-ül muhtar, Tahtavi, Hindiyye)

Fasık kimse, âlim olsa da, imam yapılması tahrimen mekruh olur. Çünkü, İslamiyet'e uymakta gevşek davranır. Böyle kimseye fasıklığından dolayı kıymet vermemek vacibdir. İmam yapmak ise, ona saygı göstermek olur. İmam olmasına mani olunamazsa, her namazı başka camide kılmalıdır. (Merak-ıl-felah)


Tevhidi şuura vakıf bireylerin , kendileri gibi tevhidi kavramış muvahhidlerle ,bütün bulundukları ortamlarda, bir arada namaz kılarak cemaat sevabından istifade etmelidirler.Çünkü Allah (c.c.) yeryüzünü müslümana mescid kılmıştır."Benim için yeryüzü temiz ve mescid kılındı. Kime namaz vakti gelirse, bulunduğu yerde namazını kılar." (Müslim, Mesâcid 3, hadis no: 521; Buhârî, Salât 56, hadis no: 84)
Mescidlerde, evde, işyerinde, ormanda, deniz kenarında, piknikte vs. temiz olan her yerde tek ya da cemaatle namaz kılınabilir.

Sonuç olarak :

1-Diyanete bağlı olup, devletin misyonunu benimseyen, her türlü küfür hutbelerini ve tamimlerini cemaate bildiren , sevdiren, kafirlere , zalimlere dini günlerde dua eden ve ettiren , sisteme bağlatan imamlar (KILINMAZ).

2-Diyanete bağlı fakat devletin misyonunu beğenmeyen , eleştiren , gönderilen tamim ve hutbelere rağmen gerçekleri anlatabilen , küfrü , tağutu açıkça anlatabilen.Böyle imamlar az fakat var ! (KILINIR).


3-Diyanete bağlı olmadan görev yapan imamlar (vakıf gibi), bunlar hakikati anlattıkları müddetçe , Aynı zamanda tağutların İslam'a olan tutumlarını sergiledikleri müddetçe bu imamların arkasında da namaz caizdir (KILINIR).


(*) Yazar burada Diyanet’e bağlı olup misyonunu desteklemeyen ve eleştiren imamların arkasında namaz kılınabileceğini söylemiştir. Halbuki Türk bayrağı etrafında dizilerek memurluk yemini söyleyen imam, ne söylerse söylesin, neye niyet ederse etsin bunun arkasında namaz kılınmaz. (Site Editörü)

 

Allah'ın indirdiği kitaptan bir şeyi gizleyip de bununla biraz para alanlar gerçekten karınları dolusu ateşten başka birşey yemezler. Kıyamet günü Allah onlara ne söz söyler, ne de kendilerini temize çıkarır. Onlara sadece acı veren bir azab vardır Bakara 174

DİYANET İMAMLARININ YEMİNİ


Asağıda ki yemin Diyanet’in resmi sitesinden alıntı olup, bu yemin sadece Diyanet personellerini değil bilakis, tüm T.C memurlarını muhatap almaktadır.
Konuyu uzatmadan yemini Diyanet’in sitesinden alınmıs orijinal metniyle aktarıyoruz:

Madde 2 - Devlet Memurları Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına sadakatla bağlı kalmak ve kanunları sadakatle uygulamak zorundadırlar. Devlet Memurları bu hususu asli Devlet Memurluğuna atandıktan sonra en geç bir ay içinde kurumlarınca düzenlenecek merasimde yapacakları yeminle belirlerler.

Yemin Metni Asağıdadır:

"Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına, Atatürk inkılap ve ilkelerine, Anayasada ifadesi bulunan Türk Milliyetçiliğine sadakatla bağlı kalacağıma; Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını Milletin hizmetinde olarak tarafsız ve esitlik ilkelerine bağlı kalarak uygulayacağıma; Türk Milletinin milli, ahlaki insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyip, koruyup, bunları gelistirmek için çalısacağıma; insan haklarına ve Anayasanın temel ilkelerine dayanan milli, demokratik, laik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karsı görev ve sorumluluklarımı bilerek, bunları davranıs halinde göstereceğime namusum ve serefim üzerine yemin ederim."
(
http://www.diyanet.gov.tr/turkish/mevzuaticerik.as p?id=2142 

          
Papaz hastalandı, imam defnetti

Antalya’nın Alanya İlçesi'nde şeker komasına girerek hayatını kaybeden 61 yaşındaki Marlis Sartisson'un cenazesi, papazın hasta olması nedeniyle imam tarafından defnedildi.

Cenaze töreninde, hem İncil'den bölümler, hem de Fatiha duası okundu.

Almanya'dan 17 yıl önce tatile gelen Marlis Sartisson, çok sevdiği Alanya'ya yerleşti. Yalnız yaşayan diyabet hastası Alman kadın, önceki gün Tophane Mahallesi'ndeki villasında şeker komasına girerek hayatını kaybetti. Hür- Türk Alman Dostluk Derneği’nin aktif üyelerinden olan Sartisson, Almanya’dan gelen kız kardeşi Anne Sartisson ve akrabaları ile Alanya’daki yakın dostlarının katılımıyla, Alanya Belediyesi Yabancılar Mezarlığı'nda, öğle saatlerinde toprağa verildi.

HEM İNCİL HEM FATİHA

Alanya Papazı Joachım Kusch'un hastalığı nedeniyle Almanya'da tedavi görmesi üzerine, cenazeye imam Rıfat Kaçmaz çağrıldı. İmam Kaçmaz'ın okuduğu Fatiha'nın ardından, Sartisson için yakınları tarafından İncil'den bölümler de okundu. Alman kadının cenazesi, gözyaşları arasında Alanya Belediyesi İtfaiye erleri tarafından mezarına yerleştirildi. Dostları ve yakınları, Alman kadının mezarına kırmızı güller ve karanfiller bıraktı.

PAPAZIN OLMADIĞI YERDE İMAM GEÇERLİDİR

Törende, gözyaşlarına hakim olamayan kız kardeş Anne Sartisson, “Papaz Kusch hastalığı nedeniyle törene katılamadı. Biz de imamın töreni yapmasını istedik. Tek Allah'a inanıyoruz. Hıristiyan ve Müslümanların Allah’ı tektir. Papazın olmadığı yerde bizim için imam geçerlidir” dedi.

İMAM DEFNETMİŞTİ

Alanya'da geçen 26 Mart'ta ölen 82 yaşındaki Alman kadın Gertrud Meier'in, eşi ve kızına yaptığı vasiyeti gereği Mahmutlar Beldesi'ndeki cenaze törenine rahip yerine imam davet edilmişti. Yanında İncil'den çıkardığı küçük notlar ile Kuran getiren imam Osman Kömür, önce İncil'den ahiret inancıyla ilgili bölümlerden bahsetti. İmam Kömür, “Markos İncili'nin 18 ve 27'nci sözlerinde, Luka İncili'nin de 27 ve 30'uncu sözlerinde ahiret inancı, Kuran'dakiyle aynı şekilde vurgulanmaktadır. Her iki kitapta da ‘vefat eden kişi kendi inançları doğrultusunda defin muamelesi görmelidir’ şeklinde belirtiliyor” diye konuşmuştu. Ardından Kuran'dan ayatler okuyup Türkçe dua etmişti. 


             

İmamdan derbiyi Fener kazansın duası

Edirne'de emekli imam, 8 Aralık'ta yapılacak Fenerbahçe-Galatasaray derbi maçı için dua etti...
03 / 12 / 2007 16:20
Edirne’nin Keşan İlçesi'nde 3 yıl önce geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden eski Keşan Fenerbahçeliler Derneği Başkanı Tamer Savaşal, mezarı başında anıldı.

Anma törenine katılan emekli imam Hatip Salim Akın, “8 Aralık 2007 Cumartesi günü Kadıköy’de oynanacak Fenerbahçe-Galatasaray maçında Fenerbahçeli taraftarların yüzünün gülmesini nasip et yarabbim” diye dua etti.

3 Aralık 2004 tarihinde, otomobiliyle Gelibolu’dan Keşan’a giderken Kocaçeşme Köyü mevkiinde geçirdiği kazada hayatını kaybeden eski Keşan Fenerbahçeliler Derneği Başkanı Tamer Savaşal, Asri Mezarlık'taki kabri başında düzenlenen törenle anıldı. Keşan Fenerbahçeliler Derneği’nin düzenlediği törene Tamer Savaşal’ın eşi Yücel Savaşal, dernek üyeleri ve bazı taraftarlar katıldı.

Anma törenine katılan emekli imam Hatip Salim Akın'ın ise, Tamer Savaşal için okuduğu duanın ardından, önümüzdeki cumartesi günü oynanacak Fenerbahçe- Galatasaray karşılaşması için el açıp dua etmesi herkesi şaşırttı.

Maçı Fenerbahçe’nin kazanmasını temenni eden imam Hatip Salim Akın, “8 Aralık 2007 Cumartesi günü Kadıköy’de oynanacak Fenerbahçe- Galatasaray maçında Fenerbahçeli taraftarların yüzünün gülmesini nasip et yarabbim” diye dua etti.

Her türlü din (inanç) ve itikatten taraftarı olan bir takımın taraftarlarının yüzünün gülmesi için dua edebilecek imama yakında gökten kemik yağarsa hiç şaşırmayalım .
Kafire bile dua ettiğinin farkına varmayan bu amigo imamın namazda fatihadan sonra zamm-ı sure olarak fenerbahçe kadrosunu okumasına da şaşırmayalım .

D(h)İYANETTEN HARAMA HELAL BİR FETVA DAHA !!!


'Mortgage kredisi caizdir'




Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurul üyesi Prof. Dr. Saim Yeprem, ihtiyaçla sınırlı olmak üzere ev ve otomobilin faizli krediyle alınmasında dinen sakınca olmadığını söyledi


Diyanet İşleri Başkanlığı, 'ev ve otomobil almak için faizli kredi alınabilir' fetvası verdi. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurul üyesi Prof. Dr. Saim Yeprem, ev ve otomobilin temel ihtiyaçlar arasında bulunduğunu, bu ihtiyaçları gidermek için bankalardan faizli kredi kullanılmasında dinen sakınca olmadığını söyledi. Ancak alınan krediyi amacı için kullanmak şart. Diyanet'e göre ikinci ev için alınacak kredi ise caiz değil.

İKİNCİ EVE ONAY YOK

Konut kredilerine olan talep Mortgage yasasının çıkmasıyla birlikte arttı. İslam dininde faizin haram olması faizli kredi ile konut alınmasının ne kadar doğru olduğu tartışmasını beraberinde getirdi. Bu konuda vatandaşlardan gelen soruları değerlendiren Diyanet fetva verdi. Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Yeprem, "Konut ve otomobil ihtiyacı temel ihtiyaçtır. Kredi almadan konut ve ev sahibi olunamıyorsa faizli kredi kullanımında dinen bir sakınca yoktur" dedi.

Daha önce ihtiyaç ve teşvik kredilerine de onay verdiklerini anlatan Yeprem, bu konulardaki bakış açılarının İslam'ın temel kurallarından olan, 'zaruretler haramı mübah kılar' hükmü olduğunu söyledi. Kredileri ev, otomobil gibi gerçek ihtiyaçları karşılamak için parası olmayanların alabileceğini anlatan Yeprem, yatırım ya da gelir sağlamak amacıyla ikinci ev veya otomobilin faizli banka kredisi kullanarak alınmasının ise bu kapsama girmeyeceğini söyledi. Bu arada, tarih kaynakları Osmanlı döneminde de faizin caiz olduğu yönünde fetvalar verildiğini gösteriyor. Bunlardan en çok bilineni Kanuni Sultan Süleyman döneminde Şeyhülislam Ebussuud Efendi'nin fetvası. Kaynaklar bu fetva üzerine Kanuni döneminde yüzde 10-15 aralığında faiz uygulandığını, bundan fazlasının ise tefeciliğe girdiği için haram sayıldığını belirtiyor.

Hummer ya da Murat olmaz

Yeprem, bu görüşün oluşmasında İslam alimlerinin değerlendirmelerinden yararlanıldığını belirterek, şunları söyledi: "Eski İslam alimlerinin tarihteki bakış açısına göre biri yazlık biri kışlık ev sahibi olmak temel ihtiyaçlar arasında. Biz de ihtiyaçla sınırlı olmak üzere bu ikisinin kredi ile alınmasında sakınca görmüyoruz.

Yine alimlere göre, binek at veya deve de önemli bir ihtiyaç. Binek hayvanın bugünkü karşılığı ise otomobil. Bu nedenle otomobil alırken kredi kullanımında sakınca görmüyoruz ancak yine ihtiyaçla sınırlı olmalı. Modeli de önemli. Ne Hummer gibi lüks araç ne de 1974 model Murat olmalı. Orta halli otomobil krediyle alınabilir.

                                                            
Cami mikrofonu açık unutulunca olanlar oldu

Zonguldak'ta bir caminin açık kalan mikrofonununu farketmeyen imam ve müezzin skandala imza attı. İkilinin küfürlü konuşmasını dinleyen cemaat şikayette bulundu

Zonguldak'ta bir caminin açık kalan mikrofonundan imam ve müezzin arasında geçen küfürlü konuşmaları duyan vatandaşlar, İl Müftülüğüne şikayette bulundular. Şikayet dilekçeleri Diyanet İşleri Başkanlığına gönderilen imam ve müezzin hakkında soruşturma başlatıldı.

Site mevkisindeki bir caminin hoparlöründen adaba aykırı ve küfürlü konuşmaları duyan bazı vatandaşlar, olaya tepki göstererek konuyla ilgili İl Müftülüğüne şikayet dilekçesi verdiler.

İl Müftülüğü tarafından dilekçelerin Diyanet İşleri Başkanlığına gönderilmesi üzerine görevlendirilen müfettişler, kente gelerek tahkikat başlattı. Müfettişler tarafından yapılan çalışmalar sonucunda, söz konusu konuşmaların İmam Ş.Ç. ile Müezzin Z.U. arasında geçtiği tespit edildi. Diyanet İşleri Başkanlığınca haklarında soruşturma açılan İmam Ş.Ç. Zonguldak'ın Çaycuma ilçesinde, Müezzin Z.U. ise kent merkezindeki başka bir camide görevlendirildi. 

Sultanahmet'in imamı CHP yolunda

                                          
Sultanahmet Camii’nin imamı Osman Nuri Bedir, sonunda siyasete atılmaya karar verdi. İstifa eden Bedir, “CHP-DSP” saflarından aday adayı olacağını söyledi. Bedir'in AK Parti ile yıldızları bir türlü barışmamış!

10 Mayıs 2007 09:58

Seyhan SEVİNÇ'in haberi

Sultanahmet Camii’nde imamlık yaparken AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte 5 kez görev yeri değiştirilen ve her defasında da yargı kararıyla geriye dönen Osman Nuri Bedir, sonunda siyasete atılmaya karar verdi.

Geçtiğimiz hafta içerisinde görevine iade edilen Bedir, önceki gün is

 





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:
 
  Toplam 132498 ziyaretçikişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
islamakidesi.tr.gg