İslam Akidesi
  ALİ RIZA BAYZAN
 

ALİ RIZA BAYZAN
2006-07-03

 

        Ali Rıza Bayzan: Şubat 2000 – Çeçenistan

       1995 yılında Çeçen müslümanlarının cihadını ilk elde eden müslümanlara duyurmak maksadıyla yola çıkıp da, Bakü’ye ulaştığımızda Çeçen bürosunda karşlaştığımız Ali Rıza; sabırlı, sessiz, sakin, sempatik birisi izlenimi bırakmıştı bende. Çeçenlerle yaptığımız görüşme sonunda, Dağıstan üzerinden Çeçenistan’a gidişin emniyetli olması için, bağlantılar kurma çalışmalarının sürdüğünü; bunun tamamlanmasının akabinde, bizleri Çeçenistan’a götüreceklerini söylediler. Böylece beklemeye başlamıştık. Ali Rıza kardeşimiz ise, yaklaşık 1.5 aydır beklediğini söylüyordu. Bizimle birlikte 12 gün daha bekledi ve sonunda beklenen müjde geldi. Hep birlikte, iki minibüsle Azerbaycan-Dağıstan sınırına ulaştık. Kitabımızın ilk bölümlerinde ayrıntılarıyla anlattığım yolculuk boyunca birlikte olduğum Ali Rıza kardeş ve diğer mücahidlerle, Genel Kurmay Karargâhının bulunduğu Vedeno’ya birlikte ulaştık. Burada bizi karşılayan Şamil Basayev’le ve o zamanlar Genel Kurmay Başkanı olan Aslan Mashadov’la görüşmelerimiz sırasında, birlikte olduk. Ali Rıza kardeşimizle birlikte gelen Suudi Arabistan, Ürdün ve Türkiye’li mücahidler, eğitim yerine gitmek üzere bizden ayrılırlarken tek tek vedalaştık.
           Biz Türkiye’ye döndükten birkaç ay sonra, Selam Vakfı Bursa Şubesinin düzenlediği Çeçenistan Cihadı konferansımız için Bursa’ya gittiğimizde, kendisinin o zamanlar çalıştığı Çağrı Radyo’ya gidip, ziyaret ettim. Bizimle, Çeçenistan üzerine bir program yapmıştı. Bu, Ali Rıza kardeşimle, son görüşmemiz olmuştu. İnşaallah cennette birlikte oluruz.
           Arkadaşları arasında Hüseyin mahlasıyla çağrılan Ali Rıza Bayzan, Bursa’dan, 31 yaşında evli ve bir çocuk babası. Oğlu dünyaya geldiğinde kendisi Çeçenistan’daydı. Hüseyin (Ali Rıza), oğlunu göremeden şehid oldu.
           Ali Rıza, ilk Çeçen cihadında (1994-96), Komutan Hattab ile yanyana savaşmış, tecrübeli bir savaşçıydı.
           Çeçen cihadının İnternetteki sayfasında Şehidimiz Ali Rıza ile ilgili şunlar yazılı:
        “Sen kendisine kameramanlık yaptığın Hattab tarafından sevilen biriydin. Fakat ailevî zorluklardan dolayı savaş bitmeden önce, evine gitmek zorunda kalmıştın. Sonradan iki aylık eğitim için Afganistan’a gitmiştin. Maddiyatın az olmasına rağmen, sen kardeşlerine, cihada gitmeleri için devamlı yardımcı oluyordun. Allah’a olan aşkın; seni bir tarafından cihad meydanlarına çekti, diğer bir taraftan da, içindeki duygularını şiirle ifadelendirmeye sevketti.
           Cihada ikinci çağrı yapıldığını duyduğunda, bütün zorluklara rağmen, bir daha Çeçenistan’a gitmeyi başardın. Çeçenistan’da iken, yine en ön cephede kameramanlık yaptın ve mücahidlere Grozni’ye doğru önderlik ettin.
           Sen, devamlı olarak şehadete ulaşmak için dua ederdin. Bu duana, Grozni’den çekilirken nail oldun. Sen cephedeyken, oğlunun dünyaya geldiğini duydun. Bu haber üzerine tabi ki sevinçliydin. Fakat sen, geri dönüp oğlunu görmek için değil, Şehadete ulaşmak için dua ediyordun.
           Allah şehadetini kabul etsin Ey Hüseyin. Ve seni, görüşmeye hasret kaldığın kardeşlerine götürsün. Allah’a ve cennete olan özlemin; senin eve dönmene ve oğlunu görmene engel oldu. Allah seni, cennetin en üst makamında, Peygamberlerin, Şehidlerin, Takva ehlinin, Doğru sözlü ve samimi müslümanların arasında, eşin ve oğlunla bir araya gelmenizi sağlasın. Ne mükemmel bir topluluktur onlar.
          “Kim Allah’a ve Peygamber’e itaat ederse, işte onlar Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, doğrular (ve doğrulayanlar), şehidler ve salihler ile beraberdir. Ne iyi arkadaştırlar onlar!”   Nisa – 69
Ali Rıza Bayzan’ın, Çeçenistan’a ilk gidişinde yazdığı şiirlerden birisi şuydu.


ŞEHADET YOLUNDA
İşte
yine başladı bombardıman
Başımı kaldırsam, sanki harareti yüzümü yakacak.
Hemen yanıbaşımda patlıyor.
Patlayan bombanın şarapnelleri,
ayaklarınımın ucunda yuvarlanıyor.
İşte, işte yine yağmaya başladı bombalar.
İşte hala yağmaya devam ediyor.
Ey bomba, gel artık
gel de,
küfrün karşısında set olmuş göğsüme çarp,
her bir parçısı,
halâ uyuyan insanların gönüllerine girsin,
sürekli hatırlatsınlar diye.
Hatırlatsınlar, İslam için birisinin daha öldüğünü,
birilerinin de,
ölmesi gerektiğini.
Bu işini edebeyatını yapan çok,
Fiiliyatı yapan yok.
Şehadetim, tebliğ olsun bu insanlara.
Hayattayken yapamadığım tebliğimi,
bir bombanın şarapneliyle paramparça olup,
şehid olarak yapayım.
Gönüllere öyle bir nakış olayım ki,
hiç unutulmasın şehadetim.
Her akıllara gelişinde, ben de
kara toprağa gömülmüş tohum gibi,
kıyam kıyam büyüyeyim;
çiçek çiçek kırmızı güller, karanfiller gibi açayım,
yemyeşil gün fidanlarında.
Ey Rabbim (c.c)
acizim, günahkârım, mahcubum.
Bilirim
affetmeyi sever ve duaları kabul edersin.
Beni de affet,
dualarımı kabul et.
Bana şehadet nasib et,
amin
“ve’l-hamdu lillahi Rabbi’l-Alemîn”

        Ali Rıza Bayzan… Daha öncede gitmişti Çeçenistan’a… Ama bu sefer geri dönmedi. Rabbimin katına şehid olarak yükseldi. Özlemini çektiği şehadete, yurdundan ve ailesinden çok uzaklarda kavuştu. Yozlaşmanın, dünyevîleşmenin toplumumuzu kuşattığı bir zamanda, Ali Rıza kardeşimiz, fedakârlığın zirvesi olan “şehadet” ameliyle, hepimize örnek oldu.
           Şimdi sizlere Bursa’da yayınlanan Evrensel Mesaj Dergisi’nden Emine Okumuş’un, Ali Rıza Bayzan’ın eşi Reyhan Bayzan ile yaptığı röportajı sunuyoruz.
        Es-selamu Aleykum. Allah Ali Rıza abinin şehadetini mubarek kılsın… Gündelik telâşa kendini kaptırıp, hayata yenilmedi… O’nu bize anlatabilirmisiniz? Nasıl biriydi?
        Reyhan Bayzan: Ve aleykum selam… O, 1969 Trabzon doğumlu. 2.5 yaşında iken Bursa’ya taşınmışlar. İlkokulu Çekirge’de 1. Murad Lisesinde, ortaokulu ve liseyi de İmam-Hatip Lisesinde okudu. Gençlik yıllarında “Çekirge Spor”da, futbol oynadı. Bu sıralarda İslam’ın şuuruna ermeye başladı. Hayatın amacını, dünyaya geliş gayemizi derinden sorgulamaya, hissetmeye başladı. “Biz, kendimiz hakkında ‘Elhamdulillah müslümanız, dava adamıyız’ dediğimiz halde, neden bu davamız uğrunda bir çaba sarfetmiyoruz? Neden, halâ evimizin en rahat, en konforlu köşelerine çekilip hayatımızı sürdürüyoruz? İs- lam için bir şeyler yapmıyoruz?” diyordu.
Sürekli bir muhasebe içerisindeydi. Bursa Çağrı Radyo’da bir süre “Seyyid Hüseyin” ismiyle “Çekirdek” programını sundu.

        Çeçenistan’a ne zaman gitti? Orada ne kadar kaldı?
        Reyhan Bayzan:
1992 yılında evlendik. Mayıs 95’te, Çeçenistan cihadına gitti. İstediği şehadete kavuşamadı ama gazi olarak döndü. Alnına şarapnel parçası gelmiş. Savaş bittikten sonra, yardım götürmek amacıyla, tekrar Çeçenistan’a gitti. Bir ay kadar kaldı. 1997’de Keşmir’e gitti. 3 ay da orada kaldı. Keşmir dönüşü rahatsızlandı. Orada, sıtma mikrobu kapmış. Bir hafta hastanede, bir da evde, hasta yattı. Bana “Ben artık yataktan kalkamayacağım galiba” diyordu. Yatakta ölmek istemiyordu. Ben O’na: “İnanıyorum ki sen, iyileşeceksin ve şehid olacaksın” diyordum. O da Allah’a şöyle dua ediyordu: “Rabbim, namazlarımı ayakta kılabilecek kadar bana güç ver” Bu duaların ardından ayağa kalktı, iyileşti.
   1999 yılında –ben altı aylık hamileyken- tekrar Çeçenistan’a gitti. Bebeğimiz 2 ay 4 günlükken, babasının şehadet haberi geldi.
        Eşinizin, tekrar Çeçenistan’a gideceğini öğrendiğinizde, sizin ve ailenizin tavrı ne oldu?
       
Reyhan Bayzan:
Ailesine, cihada gideceğini, hiçbir zaman söylemedi. Yoksa, engel olurlardı. Ben de her ne kadar engellemeye çalıştıysam da, ‘şehadet aşkı” hanım ve oğul sevgisinin önüne geçmişti. O, Allah’ı ailesinden daha çok seviyordu. Bizi Allah’a emanet edip, en sevgilinin yoluna gitti. Bebeğimizin ismini de CİHAD YUSUF  koydu.
        Çeçenistan’dayken, sizinle haberleşebildi mi?
        Reyhan Bayzan:
Çeçenistan’a bu son gidişinde sık sık haberleşibildik. Gelmek için iki kere yola çıktığını, ama geri dönmek zorunda kaldığını söyledi.
        Eşinizle en son ne zaman haberleşebildiniz?
        Reyhan Bayzan:
Doğumdan 26 gün sonra, 29 Ocak Cumartesi günü beni aradı. En son telefon görüşmemi zi yaptık. Bebeğinin sesini telefonda dinlettim. Ama o gün anladım ki, O artık bizimle yaşamıyor. Şehadete daha yakın. Görmediği bebeğinin sesi dahi, O’nu heyecanlandırmamıştı. Yaşayan bir insanın değildi, konuşması. Sürekli nasihat ve tavsiyelerde bulundub Dönmeyeceğini, O da hissetmişti.
Telefon görüşmemiz de:
   “Etrafımız Ruslarla çevrili, eğer bu kuşatmayı yarabilirsek, geleceğim. Ya bir hafta sonra seni ararırım, ya da bir daha seni arayamam. Oğluma iyi bak. Onu benim gibi yetiştir. Kasetlerimi dinlet ve beni ona anlat” dedi.
          Şehadeti hakkında bir bilginiz var mı? Haberi nasıl karşıladınız?
        Reyhan Bayzan:
Ben inanıyorum ki, eğer O şehid olacaksa, Rabbim bana bunu gösterir, diye düşünüyordum. Hamileliğimin 9. ayındaydım. Bir rüya gördüm: “ Türkiyeye şehidler gelmiş, biz de onlara bakmaya gidiyoruz. Çarşafı açtım ve ilk Şehid Ali Rıza idi. Çok sevdiği siyah kıyafetini giymiş, sanki uyuyordu. Alnında bir yara vardı.” Uyandığımda çok korktum. Şehadetin O’na yakın olduğunu anladım. Ardından rüyamda vasiyet geldi. Artık her gün O’nun Şehadet haberini beklemeye başladım. Tek gayesi vardı. Allah yolunda şehid olmak.
   İdeal bir eşti. O’nunla birlikteyken, her gün şehadetine hazır yaşadım. O’ndan normal bir ölüm bekledim. Şehid olacağını biliyordum ama daha sonra olmasını temenni ederdim.
   Son defa evden ayrılışından: “Bu O’nu son görüşüm” dedim. Rabbim O’nin şehadetine beni hazır ladı. Sürpriz olmadı. Gelseydi o zaman şaşırırdım. O, bir şehdi gibi yaşadı ve arzuladığı şehadete kavuştu. Bana telefon açtıktan 3-4 gün sonra, Grozni kuşatmasını yararken Şehid olmuş… Dörder, dörder, geçmeye çalışıyorlarmış. İlk grup geçtikten sonra, ikinci komutan O olduğu için, önden gidiyormuş. O geçerken bir mayına basmış ve çok istediği şehadete ulaşmış.
   

        Cephe arkadaşı telefon açtı ve 3 defa: “Ali Rıza artık çok iyi, Elhamdulillah” dedi, bende anladım.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:
 
  Toplam 142280 ziyaretçikişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
islamakidesi.tr.gg